Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Yazılar
 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 20:13 | 0 fav | etiket: ,  

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, lisans bedeli olarak 3 milyon 945 bin YTL ödeme yapıldığını bildirdi.

Aydın, CHP Mersin Milletvekili İsa Gök'ün kurumların kullandığı işletim sistemlerine ilişkin yazılı soru önergesini cevaplandırdı.
Bilgi toplumu olma yolunda Türkiye'nin önceliklerini ve hedeflerini ortaya koymak amacıyla Bilgi Toplumu Stratejisi hazırlandığını belirten Aydın, sürdürülen çalışmalarla bilgi toplumunun hukuki altyapısının oluşturulması yönünde çok sayıda yasa çıkarıldığını kaydetti.

Aydın, cevabında şunları kaydetti:
''İletişim altyapısındaki gelişmeler ve bilgisayarın yaygınlaşması sonucu 2003 yılında yüzde 7 düzeyinde olan internet kullanıcı yoğunluğu, 2007 ortasında yüzde 27 seviyesine ulaşmıştır. 2003 yılında ülkemizde yok denecek düzeyde olan geniş bant abone yoğunluğu, altyapının yaygınlaşmasına bağlı olarak hızla gelişmiş ve yüzde 7 düzeyine ulaşmıştır.
Ekonomik ve sosyal yaşamın hemen her alanını ilgilendirdiğinden, bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde özel bir öneme sahip olan e-devlete geçiş aşamasında da önemli başarılar sağlanmıştır.''

Devlet Bakanı Aydın, Microsoft ile Türkiye'de kamu kurumlarında işletim sistemlerinin kullanımına devam etmek için Hükümet adına gerçekleştirilmiş herhangi bir çerçeve anlaşma ya da protokol bulunmadığını bildirdi.

Devlet Bakanı Aydın, kamu kurum ve kuruluşlarınca 2003 yılından itibaren işletim sistemi lisans bedeli olarak toplam 3 milyon 945 bin YTL ödeme yapıldığını kaydetti.

 

HABER3 



 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 20:10 | 0 fav | etiket: ,  

Telekom’un, VDSL2 hizmeti sayesinde internette film ya da müzik kliplerini izlemek, DVD’leri bilgisayara indirmek için uzun süre beklemeye gerek kalmayacak.

İnternette "jet hızıyla sörf dönemi"ni başlatan 


Yüksek çözünürlükteki HDTV yayınlar da izlenebilecek. Ancak, interneti sadece araştırma, alışveriş ve bankacılık işleminde kullananlar için aylık 128 YTL’yi yüksek bulanlar var.


CEM Yılmaz’ın "Görebilecek miyim doktor?" diye başlayan reklam filmiyle dikkatleri yeni hizmeti Videofon’a çekmeyi başaran Türk Telekom, şimdi de internette "jet hızıyla sörf dönemi"ni başlatıyor. Telekom’un yarından itibaren internet sağlayıcı kuruluşlara vermeye başlayacağı VDSL2 hizmeti sayesinde artık, sadece, film ya da müzik kliplerini izlemek, DVD’leri bilgisayara indirmek için uzun süre beklemeye gerek kalmayacak. Yüksek çözünürlükteki HDTV yayınlar bile internete taşınabilecek. 700 Megabite’lik bir VCD’yi 4 dakikada, 3 bin Megabite’lik bir DVD filmini de 18 dakikada bilgisayara aktarmak mümkün olabilecek.


8 kat daha hızlı


Türk Telekom’un, "İnternet’in en hızlısı Türkiye’de" sloganıyla başlattığı bu yeni hizmeti VDSL2 sayesinde, Türkiye’de internet bir anda 8 kat birden hız kazanıyor. Böylece Türkiye, Avrupa’daki 23 ülke arasında, en hızlı interneti kullanan üçüncü ülke konumuna geliyor. Very High Speed Digital Subscriber Line2 yani, Çok Yüksek Hızda Dijital Abone Hattı anlamına gelen VDSL2 uygulamasına yarından itibaren start veriliyor. 48’i İstanbul’da olmak üzere toplam 77 internet servis sağlayıcı kuruluş üzerinden gerçekleştirilecek bu hizmetin iki farklı hızda abonelik paket seçeneği bulunuyor.


98 YTL’den başlıyor


Ancak abonelerin saniyede 16 megabite kadar download, 1 megabite kadar da upload imkanını sağlayan VDSL2 paketi için ayda 98 YTL, saniyede 32 megabite kadar download, 1 megabite kadar upload imkanı sunan paket için de aylık 128 YTL ödenmesi gerekecek. Ayrıca, şu anda kullanılan ADSL modemleri de bu sistemde işe yaramayacak. Yeniden VDSL2 modemlerinin alınması gerekecek. Ancak, bazı internet servis sağlayıcıları, bu modemleri abonelerine ücretsiz olarak vermeye hazırlanıyor. Bu nedenle, VDSL2’ye geçmek isteyenlerin kendilerine servis sağlayıcı kuruluş seçerken düzenlenen cazip kampanyaları da göz önünde bulundurması gerekiyor.


Ev ve işyeri telefon hatları üzerinden dijital veri transferini sağlayan bu teknoloji, Triple Play diye adlandırılan ses, görüntü, yüksek çözünürlüklü televizyon (HDTV), interaktif oyun uygulamalarına imkan sağlıyor. Böylece VDSL2 ile yüksek hızlarla alınabilecek IPTV (internet televizyonu yayını), HDTV, Videofon, VoD (isteğe göre video izleme), interaktif oyun oynama, interaktif oylamalara katılma VoIP (ses görüşmeleri) gibi hizmetlerden yararlanılmasına da olanak tanıyor.


Kime yarıyor


Buna göre, 700 megabite büyüklüğündeki bir VCD filmi, saniyede 4 megabitlik internet hızına sahip ADSL teknolojisiyle bilgisayara indirmek 29 dakikayı bulurken, 32 megabite hızındaki VDSL2 teknolojisinde bu süre 4 dakikaya iniyor. Türk Telekom’un 1 Temmuz 2008’den itibaren 100 bin kullanıcıya vereceği bu hizmetten Türkiye’nin 73 ilindeki aboneler yararlanabilecek. Ancak bu uygulama, interneti şu anda sadece bilgilenme, araştırma, alışveriş ve bankacılık işlemlerinde kullananlar için pahalı görünüyor. Aylık 29 YTL olan 1024 K hızındaki limitli ADSL paketi bu aboneler için biraz yeterli olabiliyor. Buna karşın, internetten film indiren, televizyon yayıncılığı yapan ya da sürekli izleyen, müzik arşivlerini internetten oluşturan, internetin başından kalkmayanlar için önemli fırsat oluşturuyor.


Hürriyet




 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 20:06 | 0 fav | etiket: , , ,  
Firefox 3.0 çıkalı iki hafta bile olmadı fakat 3.1 sürümü için çalışmalar çoktan başlamış ve alfa aşaması temmuz ayında tamamlanabilir. Mozilla'nın planlarına göre ilk beta aşaması ise ağustos ayında hazır olacakmış. Alfa ve beta aşamaları arasında bu kadar kısa aralıklar olmasının sebebi çok önceden hazırlanmış fakat 3.0'da sunulmamış olan bazı özelliklerin 3.1'e kısa sürede monte edilecek olması. 3.1'deki bazı değişiklikler, Firefox 3.1 ile aynı zamanda yapımına başlanan Gecko 1.9.1 motorunun sahip olacağı geliştirmelere (JavaScript performansı, Acid3 testiyle daha güçlü uyumluluk gibi) dayalı olacak. Firefox 3.1'in son kullanıcı sürümünün 2009'un ilk çeyreğinde çıkması öngörülüyor.

Bu arada Mozilla'nın sayaçlarında 17 Haziran'dan buyana Firefox 3.0'ın 21.8 milyon kez indirildiği yazıyor.

PC Labs 


 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 20:04 | 0 fav | etiket: ,  
Google yeni kişiselleştirilmiş başlangıç sayfası iGoogle ile hazırladığı birkaç özelliği test ediyor

Google'ın iGoogle sayfasına eklediği yeni özellikler arasında chat, aktivite akışı ve başlangıç sayfasındaki gadget'lar için yeni bir arayüz bulunuyor.

iGoogle gadget'larına ev sahipliği yapan iGoogle arayüzünün yeni ismi Canvas. Google'ın aktivitelerini takip eden blog sitesi Google Operating System'ın yazarlarından Alex Chitu, yeni Canvas arayüzü sayesinde yazılımcıların geliştirdikleri gadget'larını daha etkileşimli hale getirebileceklerini belirtiyor.

Yeni iGoogle arayüzünde menüler sayfanın sol tarafında yer alıyor ve bu menülerden gadget listesi ve okunmamıs Gmail mesajları gibi çeşitli durum bilgilerini görmek mümkün. 

Sayfaya ayrıca Gmail'deki Google chat arayüzü de eklenmiş. Chitu, Google'ın amacının iGoogle'ı sosyal bir site haline getirmek olduğunu söylüyor. iGoogle'ın bu yaz sonunda açık standart OpenSocial'a destek vermeye başlamasıyla da bu dönüşümün tamamlanması bekleniyor.

OpenSocial, Google ve ortağı MySpace Inc.'in yarattığı, yazılımcıların farklı sosyal ağ siteleri için uygulamalar yazabilecekleri bir programlama arayüzü. 

Blog sitesi Mashable'dan Kristen Nicole, OpenSocial uygulamalarıyla uyumlu yeni iGoogle başlangıç sayfasının paylaşımı kolaylaştıran çok fonksiyonlu bir sosyal platform haline geleceğini öngörüyor.

chip


 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 00:38 | 0 fav | etiket:  
ABD'nin New Yorker dergisinde çıkan, Başkan George Bush yönetiminin İran rejiminin istikrarını bozacak ülke içi operasyonlara hız verdiği yönündeki haberinde, ABD kurumlarının ilişkide bulunduğu gruplar arasında terör örgütü PKK bağlantılı PJAK da sayıldı.

Dergide çıkan haberde, ABD Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) ile özel kuvvetlerin, İran'daki türlü örgütlerle ilişkide olduğu görüşü savunuldu.
 
Bunlar arasında Sünni Arap örgütü Cundullah, Beluciler'in örgütü ve İran'daki rejim muhalifi Halkın Mücahitleri'nin yanı sıra PJAK'ın da yer aldığı iddia edildi.
 
Yazıda, ABD'nin PJAK'ı desteklediği yönündeki haberlerin, Türkiye ile ABD arasında "sürtüşme kaynağı oluşturduğu" da öne sürüldü.
 
Askeri stratejist Sam Gardiner'in verdiği bilgiye göre, son haftalarda PJAK'ın İran'da güvenlik güçleriyle girdiği çatışmalarda ve düzenlediği terörist saldırılarda kayda değer artış oldu.
 
ABD Dışişleri Bakanlığı, daha önceki açıklamalarında, ABD ile PJAK arasında ilişki bulunduğu iddialarını yalanlamıştı.
 
Yazıda, Cundullah'in ve Beluciler'in örgütünün de El Kaide bağlantılı örgütler olduğu görüşlerine yer verildi.
 
New Yorker'daki makalede, ABD Savunma Bakanı Robert Gates ve birçok Amerikalı komutanın, İran'a askeri saldırı düzenlenmesine karşı çıktığı da anlatıldı.

cnnturk


 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 00:33 | 0 fav | etiket:  
İsmet İnönü'nün Bülent Ecevit'e açıkladığı sırrı, Oral Çalışlar kitabında anlattı. İşte Gençliğe Hitabe'deki İnönü gerçeği...
İnönü, Ecevit’e Gençliğe Hitabe’yi kendisinin yazdığını söylemiş. Çalışlar kitabında bunu Ecevit’ten dinlediğini anlatıyor...

‘Liderler Hapishanesi’, 12 Eylül’ün hemen ardından tutukevi olarak kullanılan Ankara Merkez Komutanlığı’na bağlı Ordu Dil ve İstihbarat Okulu’nda yaşananları anlatıyor.

Kitap, yaklaşık iki yıl siyasi liderlerle ve milletvekilleriyle burada kalan Oral Çalışlar’ın o zaman günü gününe tuttuğu notlardan oluşuyor. Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Doğu Perinçek gibi siyasiler içeride neler yaptı? Ecevit Türkeş’le, Perinçek Erbakan’la nasıl bir diyalog içindeydi, günlük dertleri ve sıkıntıları nelerdi? Kitap bu soruların cevabını verirken, ilginç bilgilerin de su yüzüne çıkmasına vesile oluyor.

Havalandırma sohbetleri

‘Liderler Hapishanesi’nin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Oral Çalışlar ve Bülent Ecevit’in havalandırmada yaptıkları sohbet sayesinde ortaya çıkıyor. Ecevit, İnönü ile ilgili anılarını anlatırken, bugüne kadar farklı bilinen bir gerçeği ortaya çıkarıyor; ‘Gençliğe Hitabe’yi aslında İsmet İnönü kaleme almış. Ecevit İsmet İnönü’nün ağzından dinlediğini söyleyerek Oral Çalışlar’a şöyle aktarıyor: “Atatürk hazırladığı büyük nutku, yakın arkadaşı İsmet İnönü’ye okuması ve fikirlerini söylemesi için vermiş. İsmet Paşa uzun konuşmayı okuyup bitirdikten sonra Atatürk’e iade etmiş. Atatürk’ün ‘nasıl buldun’ sorusuna, ‘Paşam çok güzel, ancak, sonunu gençliğe hitap ederek bitirmek sanırım faydalı olur’ cevabını vermiş.

‘Necdet Uğur da biliyordu’

Atatürk de bunun üzerine ‘O zaman sen yaz böyle bir bölüm; bakalım, iyi olursa dediğin gibi yaparız.’ deyince İsmet İnönü ‘Nutuk’un sonundaki ünlü ‘Gençliğe Hitabe’ bölümünü kaleme almış. Kendisi bana bir keresinde böyle anlatmıştı. Aynı anısını Necdet Uğur’a da anlatmış, o da bu olayı biliyormuş.”

Türkeş faşistlere karşı emperyalistleri seçti

27 Nisan 1982’de havalandırmaya çıkan Türkeş, Ecevit ve Çalışlar siyasi gelişmeleri konuşurken, Türkeş araya girerek Ecevit’e Falkland bunalımını sordu: “Biz bu konuda ikiye bölündük, bazı arkadaşlar İngiltere’yi destekliyor, bazıları da Arjantin’i. Mesela ben ve Sadi Bey (Somuncuoğlu) İngiltere’den yanayız. Siz ne düşünüyorsunuz?” Ecevit, “Bilemiyorum bir yanda İngiliz sömürgeci imparatorluğu, öte yanda cuntacı Arjantin fasiştleri, insan tercih yapamıyor” cevabını verince Türkeş şu sözleri söylüyor: “Arjantin yenilsin efendim, böylece başındaki diktatör de gider, belki bu sayede faşizm de yıkılabilir...”

İnönü, Türkeş’i CHP’ye çağırmış

Türkeş, cezaevindeyken Oral Çalışlar’a şunları söylemiş: “... İsmet Paşa bana 27 Mayıs’tan sonra siyasete girmeyi teklif etti. CHP’ye davet etti. Metin Toker, Genel Sek- reter İsmail Rüştü Aksal, Ecevit, Nüvit Yetkin gelip benimle görüşürlerdi. Sonra birden tutumları değişti. Beni çekememeye başladılar. CHP, bir an önce iktidarı bırakıp gitmemiz yönünde tazyik ediyordu. İsmet Paşa’yla başa çıkamadık. Benim iktidarı tek başına ele geçirmeyi düşündüğümü yayıyorlardı. Mucip Ataklı, ‘İsmet Paşa ne derse onu yapalım’ diyordu, dinletemedim. En sonunda Cemal Gürsel Paşa’ya da etki yaptılar... Bir gün Cemal Paşa’ya ‘Paşam beni istemiyorlarsa gideyim’ dedim. Cemal Paşa: ‘O kadar çok söylenti çıkardılar ki, istersen biraz ayrıl...’ dedi. 1960’ta Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluş kararnamesinin altında benim imzam vardı. İşçi hakları, sosyal güvenlik kurumları bizim çabamızla çıktı. Bize solcu, hatta Marksist bile diyorlardı.”

‘Cemal Gürsel, Kürt ve Alevi’ydi’

Türkeş ve Oral Çalışlar’ın Gürsel ile ilgili konuşmaları da ilginç bilgiler veriyordu. Türkeş şunları anlatmıştı: “Cemal Paşa çok tatlı bir insandır. Kendisini çok severim, o da beni severdi. Aslen Erzurum’un Hınıs kazasından. Kürt ve Alevi’dir. .... ‘Oral bey, Münih’i gördünüz mü, büyük bir birahane vardır. Bizim havlandırma kadar. Eskiden Hitler toplantılarını burada yaparmış. Münih’te dolaşırken Cemal Paşa bu birahaneyi görünce, ‘Hadi içeri girelim’ dedi. Biz, ‘Paşam üniformalısınız garip kaçar’ gibi uyarılar yaptıksa da dinletemedik... İçeri girdi. Arkasından da mecburen biz... Biz de birer bira söyledik. Tabii Almanlar garip garip bize bakıyorlardı. Gelip Cemal beyin yıldızlarını okşuyorlardı. Paşa da onlarla sohbete daldı... Almanların koluna girip dans etti, eğlendi... Çıkarken bize döndü, ‘Ne oldu, telaşlanıp duruyordunuz. Üniformanın bir zararını görmedik, güzelce eğlendik...’

 

internethaber




 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 00:31 | 0 fav | etiket: , ,  
Sanallaştırma pazarındaki gücünü kimseye kaptırmak istemeyen Microsoft, Hyper-V sanal bilgisayar çözümünü piyasaya sürüyor. Hyper-V, VMware'i döver mi?


Şu sıralarda RTM (relesase to manufacturing, üretim için sunulmuş) sürümü paketlenmiş olan Microsoft Hyper-V, kurumsal tarafla ilgilenen okurlarımız tarafından uzunca bir süre Viridian olarak biliniyordu. Önümüzdeki günlerde Microsoft Update aracılığıyla kullanıcılara sunulacak olan Hyper-V, sanallaştırma için en önemli oyunculardan birisi olacak.

64 Bit ve Tamamen Sanal

Microsoft Hyper-V 64 bit işletim sistemi üzerinde çalışan ve kendi üzerine yine 64 bit çalışan misafir işletim sistemine izin veren bir yazılım. Microsoft'un bu konuda donanımsal olarak işlemciden alacağı özel destek ise bir süredir gündemde. Bu konuda Intel ve AMD bir destek sunuyorlar ve güncel işlemcilerde gerek masaüstü gerekse de sunucu tarafında bu konuda donanımsal yeterlilikler mevcut.

shiftdelete



 
Haz
30
    
siyah_gulum | 30 Haziran 2008 00:22 | 0 fav | etiket:  

21.yy da nasıl yaşıyoruz..

BAKMADIK, DINLEMEDIK


"BENI ANLAMIYORSUN " DEDIK

ILETISIMI ANLAMADIK

ILETISIM EKSIKLIGI / ZORLUGU VAR DEDIK

AILE ICI ILETISIMI YOK ETTIK

SUCU INTERNETE ATTIK

EVLADIMIZLA, KARDESLERIMIZLE ILGILENMEDIK

"KOTU ARKADAS KURBANI" DEDIK

INSANLARA SOSYALLESMESINI ONERDIK

CAFEDE, SINAMADA ILETISIMI OLMAYAN TUKEDIME YONELTTIK

MILLIYETCILIGI, DEMOKRASIYI BILMEDIK

KENDIMIZI DEMOKRATIK, MILLIYETCI YAPTIK

ATATURK' U TANIMADIK, BILMEDIK

KENDIMIZI ATATURKCU YAPTIK

ATA'NIN YAPTIKLARINI ARASTIRMADIK

KENDI ISTEDIGIMIZE GORE YORUMLADIK

1 KERE KUR'AN OKUMADIK; OKUDUGUMUZ SUREYI ANLAMADIK

KENDIMIZI ILAHIYATCI ILAN ETTIK

KENDIMIZI DINE, AHLAKA UYDURMADIK

DINI - AHLAKI KURALLARI KENDIMZE UYDURDUK

KAZANMAK ONEMLI DEDIK

KAYBETMEKTE DE KAZANMAK OLDUGUNU UNUTTUK

KAYBEDENE, KAYBETTIRENE SOVDUK, HAKARET ETTIK

YAPTIGIMIZ HATALARI GORMEDIK

BASKASI YAPINCA HAKIR GORDUK, KUCUMSEDIK

MEDENI (!) ULKELERE / ULKE INSANALARINA OZENDIK, ORNEK GOSTERDIK

ONLARDAKI OLUMSUZLUK YAPILINCA "OZENTI", "KULTUR EROZYONU " DEDIK

ARASTIRMADIK, INCELEMEDIK, MANTIK YURUTMEDIK

MEDYADAKI 'SOZDE / KURGULANMIS GERCEKLIGE ' ; " MUTLAK GERCEK" DEDIK

AILEMIZE FAYDAMIZ OLMADI, KENDIMIZI KURTARMADIK

ULKE KURTARMAYA KALKTIK



  mh




 
Haz
29
    
siyah_gulum | 29 Haziran 2008 15:13 | 0 fav | etiket: , ,  

"Telefonunuzu lütfen 3 defa çalmadan açmayınız. Önce siz 'alo' demeyin, önce karşıdaki desin. Başınızda şarj etmeyiniz. Çocuklarınıza 15 yaşından evvel kullandırmayınız. Çünkü çocuğun vücudu çok miktarda su ihtiva eder. Suda radyoaktif frekanslar çok daha çabuk yayılır. Ondan dolayı beynimize bir frekansla beraber bir milyon frekans işlemektedir. Amerika'da yapılan çalışmalarda DNA kırılması yaptığı görülmüştür. Yani kanserin başlangıcı demektir bu. Pek çok beyinde moleküler seviyede bozukluk yaptığı gözlenmiştir. Her ne kadar çok büyük firmalar 'Biz bunun toksitesini etkisini azalttık' diyorlarsa da gene de çok dikkatli olunuz. Özellikle uzun seyahatlerde telefonunuzu kapalı tutunuz. Çünkü güçlendirici hatlardan geçerken devamlı yüksek bir gerilim alıyorsunuz. 1 dakikadan fazla konuşmayın. Kalp problemleri de çıkarabilir. Hiç bir zaman bunlara yüzde yüz demiyoruz ama 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 misline çıkabileceğini dünyadaki bilimsel araştırmalar destekliyor."


Prof. Dr. Erkan Topuz, kanser konusunda bilimsel çalışmaların her geçen gün yeni gelişmeler sağladığını anlatarak tamamlayıcı tıbbın ve destek tedavisinin şart olduğunu ancak bunun doktorla bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizdi. 


Türkiye dünyanın kanser tedavi merkezi olabilir 


Erkan Topuz, bir süre önce Uğur Dündar'ın Arena programında başlatılan Onkoloji Merkezi için yapılan kampanyanın sonuçlarını da aktararak Türkiye'de kanser konusunda gelinen noktayı anlattı.


"Türkiye'de muhteşem cihazlar, Amerika'nın bazı şehirlerindekilerden bile üstün cihazlar kurulmakta. Onkoloji Enstitüsü'nde de vadettiğimiz gibi cihazlar ısmarlanmış vaziyette. Sağolsun Uğur Dündar, Kadir Topbaş ve diğer hayırseverler vasıtasıyla bunları yavaş yavaş alıyoruz. İnşallah vadettikleri tutarsa 4-5 ay sonra da büyük bir kanser merkezinin de temeli atılacak. Bürokrasidir, siyasettir anlamam, ama ben dediğimi yapıyorum. Türkiye'nin ve dünyanın en iyi aletlerini Onkoloji Enstitüsü'ne getiriyorum. Bunun dışında Türkiye'de çok büyük bir atılım var. Çok büyük özel hastaneler açılıyor. Maalesef gördüğünüz gibi Enstitü'de bunları dilenerek yapabildik. Ama onlar, bunları rahatça ithal edebiliyorlar. Yeter ki adamlarını bulsunlar. Eğer onlar da bu seviyeye gelirse eğer bunlar da iyi işletilir, başlarına iyi hocalar getirilirse Türkiye, inanın dünyanın kanser tedavi merkezi olacaktır. Kanser tedavisinde çok hızlı ilerliyoruz ama şunu unutmayın ki korunmak, korunmak, korunmak."


O soytarılara inanmayın! 


Bazı programlara çıkarak bitkisel yolla kanseri tedavi ettiklerini söyleyen kişilere asla inanılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Erkan Topuz, "Ekranlara çıkarak Hiçbir bitkisel ilaç, kocakarı ilaçları, bu sahnelere çıkarak soytarılık yapan adamların verdikleri ilaçların hiç biri kansere çare değildir. Bilimden şaşmayın. Benim dediklerim destekleyici ve koruyucu tedavilerdir" diye konuştu. 


KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ


"Telefonunuzu lütfen 3 defa çalmadan açmayınız. Önce siz 'alo' demeyin, önce karşıdaki desin. Başınızda şarj etmeyiniz. Çocuklarınıza 15 yaşından evvel kullandırmayınız. Çünkü çocuğun vücudu çok miktarda su ihtiva eder. Suda radyoaktif frekanslar çok daha çabuk yayılır. Ondan dolayı beynimize bir frekansla beraber bir milyon frekans işlemektedir. Amerika'da yapılan çalışmalarda DNA kırılması yaptığı görülmüştür. Yani kanserin başlangıcı demektir bu. Pek çok beyinde moleküler seviyede bozukluk yaptığı gözlenmiştir. Her ne kadar çok büyük firmalar 'Biz bunun toksitesini etkisini azalttık' diyorlarsa da gene de çok dikkatli olunuz. Özellikle uzun seyahatlerde telefonunuzu kapalı tutunuz. Çünkü güçlendirici hatlardan geçerken devamlı yüksek bir gerilim alıyorsunuz. 1 dakikadan fazla konuşmayın. Kalp problemleri de çıkarabilir. Hiç bir zaman bunlara yüzde yüz demiyoruz ama 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 misline çıkabileceğini dünyadaki bilimsel araştırmalar destekliyor."


Prof. Dr. Erkan Topuz, kanser konusunda bilimsel çalışmaların her geçen gün yeni gelişmeler sağladığını anlatarak tamamlayıcı tıbbın ve destek tedavisinin şart olduğunu ancak bunun doktorla bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizdi. 


Türkiye dünyanın kanser tedavi merkezi olabilir 


Erkan Topuz, bir süre önce Uğur Dündar'ın Arena programında başlatılan Onkoloji Merkezi için yapılan kampanyanın sonuçlarını da aktararak Türkiye'de kanser konusunda gelinen noktayı anlattı.


"Türkiye'de muhteşem cihazlar, Amerika'nın bazı şehirlerindekilerden bile üstün cihazlar kurulmakta. Onkoloji Enstitüsü'nde de vadettiğimiz gibi cihazlar ısmarlanmış vaziyette. Sağolsun Uğur Dündar, Kadir Topbaş ve diğer hayırseverler vasıtasıyla bunları yavaş yavaş alıyoruz. İnşallah vadettikleri tutarsa 4-5 ay sonra da büyük bir kanser merkezinin de temeli atılacak. Bürokrasidir, siyasettir anlamam, ama ben dediğimi yapıyorum. Türkiye'nin ve dünyanın en iyi aletlerini Onkoloji Enstitüsü'ne getiriyorum. Bunun dışında Türkiye'de çok büyük bir atılım var. Çok büyük özel hastaneler açılıyor. Maalesef gördüğünüz gibi Enstitü'de bunları dilenerek yapabildik. Ama onlar, bunları rahatça ithal edebiliyorlar. Yeter ki adamlarını bulsunlar. Eğer onlar da bu seviyeye gelirse eğer bunlar da iyi işletilir, başlarına iyi hocalar getirilirse Türkiye, inanın dünyanın kanser tedavi merkezi olacaktır. Kanser tedavisinde çok hızlı ilerliyoruz ama şunu unutmayın ki korunmak, korunmak, korunmak."


O soytarılara inanmayın! 


Bazı programlara çıkarak bitkisel yolla kanseri tedavi ettiklerini söyleyen kişilere asla inanılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Erkan Topuz, "Ekranlara çıkarak Hiçbir bitkisel ilaç, kocakarı ilaçları, bu sahnelere çıkarak soytarılık yapan adamların verdikleri ilaçların hiç biri kansere çare değildir. Bilimden şaşmayın. Benim dediklerim destekleyici ve koruyucu tedavilerdir" diye konuştu. 


KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ


"Telefonunuzu lütfen 3 defa çalmadan açmayınız. Önce siz 'alo' demeyin, önce karşıdaki desin. Başınızda şarj etmeyiniz. Çocuklarınıza 15 yaşından evvel kullandırmayınız. Çünkü çocuğun vücudu çok miktarda su ihtiva eder. Suda radyoaktif frekanslar çok daha çabuk yayılır. Ondan dolayı beynimize bir frekansla beraber bir milyon frekans işlemektedir. Amerika'da yapılan çalışmalarda DNA kırılması yaptığı görülmüştür. Yani kanserin başlangıcı demektir bu. Pek çok beyinde moleküler seviyede bozukluk yaptığı gözlenmiştir. Her ne kadar çok büyük firmalar 'Biz bunun toksitesini etkisini azalttık' diyorlarsa da gene de çok dikkatli olunuz. Özellikle uzun seyahatlerde telefonunuzu kapalı tutunuz. Çünkü güçlendirici hatlardan geçerken devamlı yüksek bir gerilim alıyorsunuz. 1 dakikadan fazla konuşmayın. Kalp problemleri de çıkarabilir. Hiç bir zaman bunlara yüzde yüz demiyoruz ama 10 yıl sonra beyin tümörlerinin 2 misline çıkabileceğini dünyadaki bilimsel araştırmalar destekliyor."


Prof. Dr. Erkan Topuz, kanser konusunda bilimsel çalışmaların her geçen gün yeni gelişmeler sağladığını anlatarak tamamlayıcı tıbbın ve destek tedavisinin şart olduğunu ancak bunun doktorla bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizdi. 


Türkiye dünyanın kanser tedavi merkezi olabilir 


Erkan Topuz, bir süre önce Uğur Dündar'ın Arena programında başlatılan Onkoloji Merkezi için yapılan kampanyanın sonuçlarını da aktararak Türkiye'de kanser konusunda gelinen noktayı anlattı.


"Türkiye'de muhteşem cihazlar, Amerika'nın bazı şehirlerindekilerden bile üstün cihazlar kurulmakta. Onkoloji Enstitüsü'nde de vadettiğimiz gibi cihazlar ısmarlanmış vaziyette. Sağolsun Uğur Dündar, Kadir Topbaş ve diğer hayırseverler vasıtasıyla bunları yavaş yavaş alıyoruz. İnşallah vadettikleri tutarsa 4-5 ay sonra da büyük bir kanser merkezinin de temeli atılacak. Bürokrasidir, siyasettir anlamam, ama ben dediğimi yapıyorum. Türkiye'nin ve dünyanın en iyi aletlerini Onkoloji Enstitüsü'ne getiriyorum. Bunun dışında Türkiye'de çok büyük bir atılım var. Çok büyük özel hastaneler açılıyor. Maalesef gördüğünüz gibi Enstitü'de bunları dilenerek yapabildik. Ama onlar, bunları rahatça ithal edebiliyorlar. Yeter ki adamlarını bulsunlar. Eğer onlar da bu seviyeye gelirse eğer bunlar da iyi işletilir, başlarına iyi hocalar getirilirse Türkiye, inanın dünyanın kanser tedavi merkezi olacaktır. Kanser tedavisinde çok hızlı ilerliyoruz ama şunu unutmayın ki korunmak, korunmak, korunmak."


O soytarılara inanmayın! 


Bazı programlara çıkarak bitkisel yolla kanseri tedavi ettiklerini söyleyen kişilere asla inanılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Erkan Topuz, "Ekranlara çıkarak Hiçbir bitkisel ilaç, kocakarı ilaçları, bu sahnelere çıkarak soytarılık yapan adamların verdikleri ilaçların hiç biri kansere çare değildir. Bilimden şaşmayın. Benim dediklerim destekleyici ve koruyucu tedavilerdir" diye konuştu. 


KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ




 
Haz
29
    
siyah_gulum | 29 Haziran 2008 15:08 | 0 fav | etiket:  
İstanbul'un iki yakasını denizin altından birleştirecek ve sadece lastik tekerlekli araçların geçebileceği yeni tüp tünelin yapım ihalesi 30 Haziran Pazartesi gerçekleştirilecek.

Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı Demiryolları, Limanlar ve Havameydanları (DLH) İnşaatı Genel Müdürlüğü'nce yap-işlet-devret modeli ile yapılacak Karayolu Boğaz Tüp Tünel Geçişi Projesi ihalesinin geçen yıl yapılması planlanmıştı.
 
Ulaştırma Bakanlığı'nın en büyük projelerinden birisi olan ve denizin altından iki kıtayı birleştirecek karayolu tünelinin ihalesi, firmaların jeoteknik çalışmalarının uluslararası standartlarda gerçekleştirilmesi ve daha rekabetçi bir ortamın sağlanması amacıyla ihale 6 kez ertelenmişti.
 
Ulaştırma Bakanlığı, ilk ertelemede, şartname satın alan firmalara birer zeyilname göndererek, projenin kapsamına bazı uzantılı yollar ile kavşakların da dahil edildiğini bildirmişti.
 
Bakanlık, ayrıca projenin kapsamının genişletilmesi nedeniyle daha önce tek yön için 3, çift yönlü ise 6 dolar olarak belirlenen tünelden geçiş ücretlerini de maksimum tek yön için 4, çift yönlü ise KDV hariç 8 dolar olarak belirlemişti.
 
İşletme süresi yarıştırılacak
 
İhale şartnamesine göre, katılımcı firmaların son 10 yılda sözleşme bedeli en az 250 milyon dolar olan yol, otoyol, demiryolu, metro ve hafif raylı sistem işlerini gerçekleştirmiş ya da son 3 yılda yaptığı işlerin ortalamasının 250 milyon doları bulması gerekiyor.
 
Tünel yapımı esas olduğu için firmaların toplam 3 kilometre tünel yapımını üstlenmiş olmaları da gerekiyor.
 
İhale, fizibilite, yatırım ve işletme süresi yönünden en iyi teklifi sunan firmaya verilecek. Projenin, işe başlanılmasından itibaren 3 yıl içinde tamamlanması hedefleniyor. Projenin ihalesiyle ulusal ve uluslararası çok sayıda firma ilgileniyor.
 
Tünelin özellikleri
 
Proje, Avrupa yakasında, Florya-Sirkeci Sahil Yolu'nun (Kennedy Caddesi Kazlıçeşme mevkinden başlayarak, Anadolu tarafında Ankara Devlet Yolu'nun Göztepe Kavşağı mevkinde bitecek.
 
Boğaz'ın altından geçen tünel iki katlı ve ikişer şeritli olacak. Katlardan birisi giden araçlara, diğeri ise gelen araçlara ayrılacak. Sadece hafif araçlar tünelden geçiş yapabilecek. Ağır vasıtalar tüneli kullanamayacak.
 
Proje, denizin altından geçen yaklaşık 3,3 kilometrelik bölümü ile her iki yakadaki mevcut yollara bağlanacak 2,1 kilometrelik bölümü delme tünel olmak üzere toplam 5.4 kilometre uzunluğunda tünelden oluşacak.
 
Proje kapsamında, ayrıca Avrupa ve Anadolu tarafında havalandırma şaftları, Avrupa yakasında ücret toplama gişeleri, tünel işletme binası inşa edilecek. 

cnnturk